Anlatabildim mi?

0 notes &

Silgi Tozu

Sahtelik aradılar köşe bucak; soğuk ve çelimsiz koridorlarda, sıralara kazınmış dostluklarda, aşklarda. Büyütüldüler sahtelik uğruna ve olgunlaştılar tüm ham meyveler gibi sonunda. Biz ayak uyduramadık seninle tüm bu kargaşasına ilişkilerin ve çocuk kaldık çaresiz. Güldük; çocukluğa yakışan kahkahalarla değilse de bıyık altından -ki anlaşılmazın masumiyetimiz.

Yastığımın altında nar taneleri gibi müstehcen hayaller biriktirdim olası bir gerçeklik zamanı uğruna. Oysa yalnızca hayalden türetilmiş bir kelime oyunuydu gerçek dediğimiz. Satır aralarındaki o doyumsuz sevgin kadar hüzünlüydü biraz, iyilikle yükümlü kalbin. Uzanıp yakalamak istedim bir hazin yalnızlık kararlılığındaki kelimelerini. Sense durdun uzak ama ulaşılabilir bir boşlukta, bilmeden sana büyüttüğüm sevgiyi; çünkü hiçbir sevgi öğretilmedi bize, hiçbir zaman. Onun yerine anılar vardı bütün yeni sevgilere bedel. Anılar ki, kendi kendilerini bile unutturan.

Gece denize yanaştım.

O, sulardan geliyordu

Duydum.

Ne iyi, dedim.

Umudu gördüm yaklaşan fısıltılarda ve yenilgilerimin verdiği o doyumsuz pişkinlikle sarıldım kağıda kaleme; anlatamadım rüzgara tutunmayı, savrulan saçlarıma aldanıp da. Sense bilirdin geceyi, onun nasıl cam kırıkları gibi buruk sevinçler serpiştirdiğini deniz yüzüne. Bilirdin de kimi inandırabilirdin yüzündeki çiziklerin yegane sebebinin bu olduğuna. Oysa biz yürüdük o sularda; denize uzak yaşam alanlarında barındığımız gece vakitlerinde. Korktum; çünkü öldürmeye çalışıyorsun beni. Korkularımla yüzleştirmek uğruna kabuklarını soyuyorsun yaralarımın.

“Aklımdan bile geçirmem, sonsuz yaşamla kutsanmalısın bence.” 

Ve kutsandım bencilce de olsa yaşamı senin gözünden görmek. İki kuruşluk kalbine beş kuruşluk sevgi yerleştirdim, yine de değer bilmedi sevmek. Veya sevilmek. Oysa yetiyordu kirpiklerimi ıslatmaya iki çift söz ve bir iki yalan, gerçek hissetmek uğruna. İki adıma bakıyordu uzaklaşmak geçmişin alacakaranlığından gizlice. Kaçmak mı gerekirdi yüzleşmek mi? Ben kaçtım ve kaçtıkça uydurma nedenler türetmek gerekti yüzüme çizilmiş gözyaşı yataklarına. Bir mutluluk rüyası daha; yüce yaşamın yok edilemez enerjisi.

Kalbime döndüm çaresiz, aklımda türlü türlü peri kızı hayalleri. Düşündümse de inanmadım bir türlü sonsuz iyiliğin içimde yer bulacağına. Bir gülümsemeyle insanlara hayat aşılayabileceğime inanmadım; ama gülümsedim en çıkmaz sokaklarında bile hayatımın. İstemsiz olarak yaptım bunu. Sen göresin diye değil; içimdeki umudu dönüp dolaştığım o labirentin sonuna getirebilmek için belki. Sen avuçlarımda taze hayattın; ben sokak lambaları altında gölgeni aradım. Hiç bilmeden neden sokaklara mahsustur ayrılıklar, bunca insan bir nebze ışığa muhtaçken?

Sonra

Yitti.

Yitti ışıkta.

“Hayat!” diye haykıranlar oldu, görüp de avuçlarımdaki silgi tozunu. Hiç düşünmedin, saldın ellerimden. Öyle ya, hayatı bile paylaşmak gerekirdi bazen. Oysa ben o hayatı göğsüne bastırıp koş isterdim yıllar boyu. Sakın senin olanı herkesten ve suyun akışını değiştir. Gücün yettiğince…

“Hayat!” diye bağıranlar oldu; çünkü hep binlerce hayat çalıp kaçtılar.

0 notes &

Düşündüklerim bir köşede, aklımın bir kenarında.
Nefes alıp veremediklerim.
Ve insanlar her yerde. Her adımda.
Türlü kalabalıklar.

Sesimin titreyişi, boğazımın hareketi,
Dilimin çırpınması, yapışması damağıma.
Gözlerimin ansızın, ışıkta küçülmesi,
Boşuna değil avuçlarımın terlemesi.
Ta içimde bir düğüm, körelir daha ben
Söküp atamadan.

Düşündüklerimden kim’i ince uzun, rüzgarda uçuşan.
Kim’i kaba saba, ama alıngan ama ağlayan
Hatırımda yer tutan, kim’i utandığım sevmekten.
Kim’i en yakınımda, kaybettiğim,
Kim’i uzaklarda, aradığım.

Hepsi benim.

Ben, kim?
Senin.

Düşündüklerim bir köşede, aklımın bir kenarında.

Nefes alıp veremediklerim.

Ve insanlar her yerde. Her adımda.

Türlü kalabalıklar.

Sesimin titreyişi, boğazımın hareketi,

Dilimin çırpınması, yapışması damağıma.

Gözlerimin ansızın, ışıkta küçülmesi,

Boşuna değil avuçlarımın terlemesi.

Ta içimde bir düğüm, körelir daha ben

Söküp atamadan.

Düşündüklerimden kim’i ince uzun, rüzgarda uçuşan.

Kim’i kaba saba, ama alıngan ama ağlayan

Hatırımda yer tutan, kim’i utandığım sevmekten.

Kim’i en yakınımda, kaybettiğim,

Kim’i uzaklarda, aradığım.


Hepsi benim.


Ben, kim?

Senin.

4 notes &

Değiştik günden güne.

Belki sen,

Belki ben,

Belki biz.

Tanrı biliyor ya, kendine sakladın bunca zaman kalbini. Ve aramızdaki mesafeyi açtıkça sen, daha bir benziyorsun diğerlerine. Gözümü almıyor bakışların eskisi gibi. Azalıyorsun, kimsenin olmadığı kadar çokken. 

İyisi mi, karanlık basmadan gel sen. 

Anlatabildim mi?

3 notes &

Vişne

Seninle karıncaların evine yürüyoruz

Topraktan geçeceğiz


Kırk ayaklı iki tırtılız seninle

Yeşil bir yaprağı dünya sanıyoruz


Nereye insek göğe çıkıyoruz sevgilim

Dünyanın eteklerinde

Bir sepet vişne bulduğumuzdan beri

Mayhoşuz. Ağzımız mor.


Hışırtılar duyuyoruz. 

1 note &

Neyde nefes midir
Olsa acısı kazınır
Dilimin etten çeperi ıssız
Ol neyde nefes
İnce bir sıyrık
Sus ve ses
Deli deli.

Neyde nefes midir

Olsa acısı kazınır

Dilimin etten çeperi ıssız

Ol neyde nefes

İnce bir sıyrık

Sus ve ses

Deli deli.

2 notes &

Psikoterapi

rüya kayboluş bellek unut(ul)uş

sanrı hayata düşen göktaşı

kızın iç cebindeki buruş(turul)muş

aşk şiirleri yüzdeki mutluluk resmi

yürekten sızan kan gibi duran geçmiş

ressamını öldüren fırça darbesi

yinelenen günlerin intikamı

adıma gelen müebbet celbi

utanmaz ilkbahara inat solan karanfil

gibi duyarsızlık

buruk sevinçler sünnet armağanı

paramparça edilmiş günler gülüşler

tavan aralarında pişmanlığın genzini yakan

şimdi adımlarımın içine basıyorum adımlarımı

muhasebesini yapmak için hayatımın

ve yaraları sarmaya yetmiyor uyumamak geceleri

göz altlarında biriken isyan gibi suskunluk

çam ağacından düşen kozalak

suyu kaçmış nehirler çıkmaz sokak

annesini yitirmiş çocuk feryat

gibi vazgeçmenin kekremsi tadı

seni yakama takıp gidiyorum

akşam üstüne acı sonrasına

0 notes &

Sever Gibi

Çözülüyorum alabildiğine aydınlık

Sürüp getirdiğim giz boynumdan aşağı

Tenine bulandı artık sahiplenemem.

Gözlerimde sis, dört bir yanda aynalar

Utançlar toplamışlar kuytu sokaklardan

Utançlarımız bile sayılı

Vücudun mesela

Bir erkek çelimsizliğinde 

Kırgın.

Ne yapmalı sever, sevişir gibi

Göstermeli halimizi

Salt mutluluk biraz noksan diye

Hayatlarımızdan.

0 notes &

ateşe odun gerek
balığa deniz
söyleyip de anlatamamanın
yarı açık özgürlüğünde
gölde bir balina kadar
serbestiz hepimiz

ateşe odun gerek

balığa deniz

söyleyip de anlatamamanın

yarı açık özgürlüğünde

gölde bir balina kadar

serbestiz hepimiz

3 notes &

“Ürpertisi alışagelmiş kaba bir serinlik takılıyor yosuna
denizdeyiz ve benim saçlarım siyah, seninkiler de öyle
onları yıkıyorum tel tel ovuşturarak zamanın köpüklerinde
saçlarım kavuşuyor saçlarına.
ah hayat! 
ah şampuan reklamı gibiyiz! bu nasıl endam…”

“Ürpertisi alışagelmiş kaba bir serinlik takılıyor yosuna

denizdeyiz ve benim saçlarım siyah, seninkiler de öyle

onları yıkıyorum tel tel ovuşturarak zamanın köpüklerinde

saçlarım kavuşuyor saçlarına.

ah hayat! 

ah şampuan reklamı gibiyiz! bu nasıl endam…”