Anlatabildim mi?

3 notes &

Amerika’yla ilgili en harika şey, varsılla yoksulun özünde aynı şeyleri tüketebilme geleneğini başlatmış olmasıdır. Düşünün ki Amerikan Başkanı da Liz Taylor da ve kim olursanız olun siz de Coca Cola içiyorsunuz; Coca Cola Coca Cola’dır ve ne kadar para öderseniz ödeyin sokakta bir serserinin de içmekte olduğu Cola’dan daha iyi bir Cola yoktur. Bütün Cola’lar aynıdır ve bütün Cola’lar iyidir. Liz Taylor da Amerikan Başkanı da sokaktaki serseri de bunu bilir.
Andy Warhol

4 notes &

Muhtemelen mükemmeliyete en yakın şeyler astronomların son günlerde uzayda keşfettikleri şu koskocaman ve bomboş deliklerdir.
Eğer orada hiçbir şey yoksa ters giden bir şey nasıl olsun ki?

Richard Brautigan, Talihsiz Kadın

16 notes &

İkibinonüç Dilekleri

Bu yıl,

portakalı kokla

ekşi elmayı sev

birine yumruk at

ve birine sarıl

aşık ol

kavuş

el ele tutuş

öpüş

ve seviş

eğer yok ise “benim kitabım” diyeceğin kitabı bul

eğer okumadın ise Küçük Prens’i oku

Küçük Prens’i anla

Küçük Prens’i sev

yağmurda sırılsıklam olmanın

saatlerce yıldızları seyretmenin

sevdiğin insanla susabilmenin

bir köpeğin yanına sokulup uyuyukalmanın

verdiği huzuru tat

doğru zamanda doğru yerde ol

kar yağarken pencereyi aç

güneşe gözlük takmadan bak

tarçınlı kahvenin yanında tarçınlı kurabiye ye

saçlarını dağınık bırak

en sevdiğin çiçeği bul

hiç görmediğin güzellikte bir şey gör

adını ilk kez duyduğun bir şey ye

eğer içmedin ise karadut şarabı iç

hiç görmediğin bir yere git

son vapura yetiş

metrobüste oturacak yer bul

minibüsten uzak dur

birine mektup yolla

ve cevap gelene kadar posta kutusunu kontrol etmenin

heyecanını yaşa

seni seven, anlayan, düşünceli arkadaşlar edin

dostuna sahip çık

düşmanını yen

hayır demeyi öğren

özür dilemekten utanma

süpriz armağanlar al

bol bol kahkaha at

bol bol “iyi ki” de

bir yabancıya gülümse

bir mucizeye tanıklık et

hayal kur ve

hayallerinin gerçekleştiğini gör.

Bu yıl, küçücük şeylerle mutlu ol ve kötü zamanlarında elinden tutacak güzel anılar biriktir.

2013, senin yılın olsun.

6 notes &

Eğer şanslı bir insan değilseniz (benim gibi) yaşamak istedikleriniz ve yaşamak zorunda kaldıklarınız arasındaki boşlukta debelenirken boğulursunuz. Ve eğer kadere kısmete inanan bir insan değilseniz (benim gibi) etrafınızdakilerin “olması gereken buymuş, her işte bir hayır vardır, kısmet böyleymiş yapacak bir şey yok” safsatalarına kulak tıkayıp kendinize döndüğünüzde, kocaman bir mutsuzluk ve umutsuzlukla karşılaşırsınız. Öte yandan, eğer kadere kısmete bel bağlar ve her şeyi inandığınız o üstün güce bırakırsanız da kendi trajik sonunuzu hazırlamış olursunuz.
Çünkü öyle bir şey yok.
Olsaydı bilirdim.

Anlatabildim mi?

2 notes &

Kader karşısında vekar, ıstırap karşısında kibarlık yalnızca katlanma anlamına gelmez. O aktif bir başarı, olumlu bir zaferdir.

Thomas Mann, Venedik’te Ölüm

10 notes &

Ayrılırken bile “merhaba” diyen yüzün, o gün hatırıma getirmişti; araya geniş zamanlar ve insanlar da girse hiç sona ermeyecek duygular olduğu doğruydu. Sonuçta ekmeği bayat bir sandviçi bölüşmeye bakıyordu yakınlaşmak ve ben korkuyordum seni sevdiğim anlardan. Gözlerinin içine bakışım çelimsiz bir yükseklik korkusunun habercisiydi. Kanatlarımı kırıp geliyordum sana her seferinde, çocuk çocuk geliyordum koşar adım. Çünkü “öyle düzeltici, öyle yerine getiriciydi sevmek”. Hem zaten yoktu şakası seni düşünürken içtiğim şarabın.
Sonra bir gün gelecek, müjde gibi, aşık olacak ama bunu söylemeyecektim sana. Söyleyemeyecektim. Çünkü ben hiç anlamlandıramadım koskoca yokluğunla küçücük yüreğimin içinde oluşunu.
Anlatabildim mi?

Ayrılırken bile “merhaba” diyen yüzün, o gün hatırıma getirmişti; araya geniş zamanlar ve insanlar da girse hiç sona ermeyecek duygular olduğu doğruydu. Sonuçta ekmeği bayat bir sandviçi bölüşmeye bakıyordu yakınlaşmak ve ben korkuyordum seni sevdiğim anlardan. Gözlerinin içine bakışım çelimsiz bir yükseklik korkusunun habercisiydi. Kanatlarımı kırıp geliyordum sana her seferinde, çocuk çocuk geliyordum koşar adım. Çünkü “öyle düzeltici, öyle yerine getiriciydi sevmek”. Hem zaten yoktu şakası seni düşünürken içtiğim şarabın.

Sonra bir gün gelecek, müjde gibi, aşık olacak ama bunu söylemeyecektim sana. Söyleyemeyecektim. Çünkü ben hiç anlamlandıramadım koskoca yokluğunla küçücük yüreğimin içinde oluşunu.

Anlatabildim mi?

9 notes &

Maviye tutkun yeşile vurgun bir boğaz serinliğinde

Bir kadeh şarapla çakırkeyf olduğunu

Ve keyfin yerindeyken en kötü şakalarıma yersizce güldüğünü

Kızınca gözlerini kırpıştırıp

Hem kızıp hem konuşunca içinden ağladığını

Her utandığın vakit -ki utanmayı beceremezsin

Gözlerin devrik gülüşün sabit

Herkes sana bakıyor sandığını

Görmedim.

Saatlerce bir şeylerden bahsedip

Kendi sesinden sıkıldığını sonra

Müziğin sesini bir anda kesip

Çalan o şarkıyı söylediğini bağıra çağıra

İşine gelmeyen biri seslendiğinde

Duymazlıktan geldiğini

Ve masmavi boğazın en dar yerinde

Boğazına düğümlenenleri

Duymadım.

Bendeki bu hayal kırıklığına meyleden kararlılık

Sendeyse bu maymun iştahlılıkla

Ah kumral çocuk

O saçların kadar güzel olacak mı geleceğimiz

İşte onu hiç mi hiç

Bilmiyorum.

7 notes &

Yarım yamalak seviştik, henüz çok gençtik.

mantık, beyninde tek kurşunla

evinde ölü bulununca

birin ikiye eşit

ve sıfırın her sayıdan büyük olduğu ütopyaya 

ayak basınca

anlayacaksın

kelimeler anlamını yitirecek

mürekkepler uçacak kağıtlardan

o zaman

fiziğin alçaklığına kuşbakışı bakacaksın

eminim

kesinliğin imkansızlığı kadar

eminim sen de beni anlayacaksın

zamansızlığın birinde

kavurucu ağustos sıcağından bunalıp

bir ümit denize atlayacaksın

kelepçe saatin su geçirecek

benim gözüme ortak olacaksın

sen beni anlayacaksın ama

susunca

ve evrenin ortalama sıcaklığı

mutlak sıfır olunca